Dr. Siren Bora, ‘19. Yüzyıl İzmir Yahudileri’ni anlattı

  • İzmir
  • 24 Nisan 2017
  • 756 kez incelendi.
Dr. Siren Bora, ‘19. Yüzyıl İzmir Yahudileri’ni anlattı

APİKAM’ın “Kent Söyleşileri” serisinde konuşmacı olarak yer alan Dr. Siren Bora, İzmir’de yaşayan Yahudilerle Türkler’in iyi anlaştığını “Yan yana mahallelerde oturdukları gibi mezarda da yan yana yatan birçok Yahudi ve Türk var” cümlesiyle anlattı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) tarafından düzenlenen Kent Söyleşileri’nin bu ayki konuğu, özellikle Batı Anadolu’da ve İzmir’de yaşayan Yahudilere ilişkin önemli araştırma ve çalışmalarıyla bilinen tarihçi, yazar Dr. Siren Bora oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı serisinde “Bir Semt Bir Bina: Karataş Hastanesi ve Çevresinde Yahudi İzleri” ve “Hahambaşı Hayim Palaçi (1788-1868) ve İzmir Yahudileri” adlı iki kitabı bulunan Dr. Siren Bora, Yahudilerin İzmir’de uzun bir geçmişe sahip olduklarını belirtti. Bizans Dönemi’nde bugünkü Basmane, Kadifekale etekleri ve Değirmendağı civarında yaşadıklarının tahmin edilen İzmir’deki Yahudi topluluğunun Mizrahiler, Romaniotlar, Aşkenaz ve Sefarad olmak üzere dört gruptan oluştuğunu ve bunlara ait izlerin takip edilebildiğini söyleyen Siren Bora, 1688 yılında gerçekleşen büyük depremden sonra yaşanan hareketliliğin ardından bu Yahudi topluluğunun bütünlüğünü kaybederek dağıldığını, depremi takip eden yıllarda Sefaradlar’ın yoğunlukta olduğu yeni bir Yahudi topluluğu oluştuğunu dile getirdi. Bora, Türklerin ve Yahudilerin yan yana mahallelerde yaşadığını ve kimi zaman da aynı mezarlıklarda yan yana yattıklarını ifade etti.

Bu eserler korunmalı

19. yüzyılda kentte yaşanan yoksullukla birlikte deprem ve yangın gibi felaketlerden fazlasıyla etkilenen Yahudilerin yaşam koşullarındeki olumsuzluklara da değinen Siren Bora, “19. Yüzyıl, Hahambaşı Hayim Palaçi’nin damgasını vurduğu bir dönemdir. Palaçi, hastalıklar, yangınlar, cemaat içi anlaşmazlıklar ve eşitsizlikler ile mücadele eden Yahudi topluluğunun yaşadığı bu zorlu dönemleri aşmasında belirleyici bir karakter olmuştur. Osmanlıca okuyup yazabilen ve 1862 yılında dördüncü rütbeden mecidiye nişanına layık görülen Palaçi, günümüzde de bütün Yahudiler arasında saygın bir yere sahiptir” dedi.
İzmir’de Yahudi kültürünü yansıtan mezarlık, kortejo, sinagog, hastane gibi yapı ve mezar taşı gibi belgelerin olduğunu belirten Bora, bunların araştırılmasının ve sahip çıkılarak korunmasının hem İzmir hem de özelinde İzmir Yahudi tarihine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.

Etiketler:

sponsorlu bağlantılar

Yorum Yaz