<

'Pet-Shop'lardan Hayvan Almayın' Uyarısı

  • Röportaj

28.09.2010 13:43

Röportaj

Röportaj

Habersizdim Gazetesi''nden Çağlar Cilara''nın, hayvan hakları ile ilgili mücadele eden İletişim Grubu isimli oluşumun lideri Gonca Gökçek ile yaptığı söyleşide, Türkiye''de yaşanan bir pet-shop gerçeğinden haberdar olduk.

Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Pet-Shop''larda parayla satılan hayvanların, doğalarına aykırı bir biçimde yavrulatıldığını söyleyen Gökçek, köpek temin etmek için barınaklara müracat edilmesini söyledi.
İşte o söyleşi: Habersizdim Gazetesi''nde çok özel bir konuğumuz var.

Toplumsal konularda duyarlı insanları bir araya getiren R16İletişim Grubu''nun kurucusu Gonca Gökçek ile sohbet ettikR30

İletişim Grubu, öncelikle R16hayvanseverlik'' ilkesi ile iyi niyetlerin, hayvan sevgisinin, sorumlulukların örgütlendiği bir topluluk, fakat bununla sınırlı kalmıyorlar. Her alanda sosyal sorumluluk bilinci ile mücadele ediyorlar.

Biz de bu mücadeleye ortak olmak istedik ve hayatın bütün R16kusurlu'' yönlerini, özellikle hayvanlar ile ilgili konularda adeta bir R16kusursuzluk'' savaşı veren Gonca Gökçek ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdikR30

Habersizdim: İletişim Grubu''ndan biraz bahsedebilir misiniz?

Profesyonel insanların oluşturduğu amatör bir grupR30

Gonca Gökçek: İletişim Grubu bir sosyal sorumluluk grubu. Profesyonel insanların oluşturduğu amatör bir grup. Ben bu şekilde tanımlıyorum, bu ne demek insanların profesyonel hayatlarıyla destek verdiği amatör, kar amacı gütmeyen bir grup. Kuruluş amacımız, insanları bilinçlendirmeye yöneliktir, bunun için de haftada birkaç kez yazı yazıyorum. Herkes profesyonel hayatta yaptığı işle ilgili yardımda bulunuyor, diyelim sen radyocusun, duyuru yaparsın, programa çağırırsın veya sen gazetecisin, yazılar yazarsın, bilinçlendirme ilkemize destek verirsin, yani sadece hayvanlara mama yardımıyla, maddi veya manevi katkılarla bir yere gidemeyiz, eğer sen bilinçlenmiyor ve çevreni bilinçlendirmiyorsan aldığın mama en fazla üç gün işe yarar ve o yardım orada kalır. Bu yüzden profesyonel hayatında destek vermesi çok önemli, çünkü insanların sürekli barınaklara gitmesi veya aktif olarak mesai harcaması çok zor, ama herkesin yapabileceği bir şey olduğuna inanıyorum ben ve bu mantıkla ilerliyoruz.

Habersizdim: Yoğunlaştığınız konular hayvanlar üzerine mi, yoksa başka alanlarda da İletişim Grubu''nu görebilecek miyiz?

Gonca Gökçek: Eğer bir talep gelirse biz bunu farklı kollara ayırmayı düşünüyoruz. Bunun için öncelikle bir güven oluşması gerekiyordu, ben herkesin her şeyi aynı anda yapabileceğine inanmıyorum, hem hayvanlar için, hem çocuklar için, hem otizm için mücadele veriyorum dersen ben buna inanmıyorum, o zaman yaptığın iş yarım kalıyor. Kimsenin ne bu kadar zamanı ne de yapabilecek bir enerjisi var. Ben hayvanlar hakkında her şeyi öğrenmeye çalışıyorum, aynı zamanda çocuk esirgeme kurumları ile ilgili her şeyi yapamayabilirim, senelerce çocuk esirgeme kurumlarında gönüllü öğretmenlik yaptım, otizm için çalıştım ama ben çıkıpta, R16otizm için şunu yapıyorum'' demiyorum, şuanda yoğunlaştığımız konu hayvanlarla ilgili konular, ama farklı kollara zaman içerisinde yayılacağız.

Habersizdim: İletişim Grubu''nun lideri siz misiniz?

Gonca Gökçek: Bizde hiyerarşik bir yapılanma yok, bütün gönüllüler bu grupta eşit derecede sorumludur, sadece kurucusu benim.

Habersizdim: İletişim Grubu''nu barınaklarda görüyoruz, konserler veriyorsunuz, kermesler düzenliyorsunuz, bir de sizi aktif olarak tiyatro sanatçısı Tuna Arman''ın başlattığı, hayvanlara şiddet ve tecavüzün, kabahatler kanunundan çıkarılıp, Türk Ceza Kanununa girmesi için verilen mücadelede gördük sizleri. Mücadeleniz hangi aşamada şuan?

Gonca Gökçek: Benim çok inandığım bir şey bu, hayvanlara şiddetin ve tecavüzün kesinlikle Türk Ceza Kanununa girmesi ve şiddeti yapanların cezalandırılması gerekiyor. Bir barınak gönüllüsü olduğum için bire bir tecavüze uğramış hayvanları gördüm, tedavi ettim, bu çok acı, eyleme sonuna kadar destek vereceğim. Bu yüzden eylem başladığından beri, hem kendi adıma hem de grubum adına bunu destekliyoruz. İmzalar toplanıyor, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları gününde Tuna Arman Başbakan''a gidecek, başaracağımıza inanıyorum.

Habersizdim: Hayvanlara şiddetin anayasal düzenlemelerle tedbir alınıp önlemebileceğini, ceza yasaları ile caydırıcı olabileceğine inanıyor musunuz? Çünkü şiddet ve tecavüz zaten gizli yapılan bir şey ve tespiti çok güç, insanlar bile gidip ifade vermiyorlar, şikayet etmiyorlar, hayvanların mağduriyetlerinin kanıtlanması ve tespit edilmesi çok zor.

Cezası olmayan hiçbir şeyden korkmayızR30

Gonca Gökçek: Bana göre bizim ülke de ceza olmayan hiçbir şeyden korkmayız. Emniyet kemeri bile takmıyoruz, polis görünce cezası var diye takıyoruz. Ben de hayvanlara tecavüzün çok kolay bir şekilde yakalanabileceğine inanmıyorum çünkü ben hayvana tecavüzü bire bir defalarca gördüm, o hayvanlarla çok rehabilite süreçlerinde de beraber oldum bu yüzden o insanların çok kolay bulunamadığını biliyorum. Ama şöyle bir şey var sizin sokağınızda bir hayvana tecavüz varsa, insanlarda bilirse bu tecavüzün bir sonraki aşaması çocuklara taciz ve tecavüz olacak, insanlar kendi aralarında bir ağız birliği oluşturur ve mahalle baskısı yaratırlarsa, bu sefer tecavüz edeni ve buna yelteneni takip etmeye başlıyorsun, insanlar bunu anlarsa, bilinç oluşursa kendi aralarında çözerler, tespit ederler ve hukuka teslim ederler.

Habersizdim: Hayvana şiddet konusunda hükümetten taleplerinizi biraz daha geliştirmeyi düşünüyor musunuz? İnsanları bilinçlendirme adına, örneğin bir sigaranın zararları bile zorunlu yayınlarla desteklenirken, hayvanlara şiddet ve tecavüzle ilgili kısa bir reklam filmi çekilerek bunun da yayınlanmasını talep edebilirsiniz. Bu ve bunun gibi daha bir çok talep yaratabilirsiniz diye düşünüyorum.

Gonca Gökçek: Bu protestoyu başlatan Tuna Arman, isminin önüne geçmek istemem. Biz, İletişim Grubu olarak destek veriyoruz, eminim Tuna Arman bir çok şeyi düşünüp öyle gidecektir Başbakan''ın yanına, vermiş olduğunuz fikir çok güzel, bütün bunları yazdığımız zaman talepler kendi kendine muhataplarını bulacaktır.

Ben bu işin basının yoğun desteğiyle bir yere varacağını düşünüyorum, kamuoyu baskısı yaratmamız lazım, sosyal medyada bu iş için önemli ve artık çok küçük yaşlarda bile çocuklar bilgisayarın başında. Dünyada bir sosyal medya gerçeği var artık, onları arkamıza almazsak rüzgara karşı yürümüş gibi oluruz.

Bu tür bilinçlendirmeye yönelik yayınları özellikle çocukların ekran başında oldukları saatlerde ve onların izledikleri, takip ettikleri programların arasına sıkıştırmak gerekiyor. Ben çocukların ailelerini yönlendirdiğini düşünüyorum, bir çocuk ne kadar hayvan sevgisini benimserse ailesine de bunu aşılaması çok kolay olur. Bu sebeple basından daha önemlisi okullarda eğitimdir. Anaokulundan başlayarak hayvan sevgisini aşılamak gerekiyor. Çocukların bu tür eğitim politikaları ile bilinçleneceğine ve sorunun kendi kendine çözüleceğine inanıyorum, bu bilinçle büyümesi demek, onların çocuklarının da bu bilinçle büyümesi demektir.

İnsanlara verdiğimiz değeri hayvanlara da vermeliyiz, ne zamanki hayvanın da bir canlı olduğuna ve seninle eşit hakları olduğuna inanırsan o zaman düzelecek bu sorun. Çünkü dünyada sadece insanlar yaşamıyor, onlarla eşit yaşam koşullarına sahip olmamız gerekiyor, biz tokken onlar niye aç gezsinler. Biz onları yok sayıyoruz, tıpkı doğayı yok saydığımız gibi. Özellikle köpeklerden bahsetmek istiyorum, köpeklerin evrimini biz değiştirdik, yani insanlar. Biz onları doğal hayatlarından alıp kendi yanımıza çektik, evcilleştirdik, artık köpekler doğada yalnız başına yaşamıyorlar, onların avlama özellikleri kalmadı, sokakta yaşayamıyorlar, çünkü evrim süreçleri insanlarla yaşayabilecek noktada. İnsanlarla beraber yaşamak zorundalar. Biz onların dünyasını katlettik, onlar yaşayabiliyorlardı, biz onların evrim süreçlerini engelledik, biz yaptık şimdi de sokağa atıyoruz.

Bir barınak gönüllüsü olarak, hayvansever olarak barınaklara karşıyım. Hiçbir barınak olmamalı, hiçbir sokak hayvanı olmamalı. Ülkelerin medeniyet seviyelerini, sokaktaki hayvanların yoğunluğuna göre ölçebilirsiniz, Türkiye''de maalesef bir sokak hayvanı sorunu var. Bu ülke de barınağa ihtiyaç var, buna karşıyım, keşke olmasa, keşke bu sokak hayvanlarının sayısı kısırlaştırmayla doğal sürecinde engellenebilse ve bitse.

Habersizdim: Sokak hayvanları sonununu çözmek için uygun yol kısırlaştırma mı?

İnsanlar doğum kontrolünü kendileri yapabilirler ama hayvanlar yapamazR30

Gonca Gökçek: Bu konu da insanlar hep çelişiyorlar, Avrupa''da diyelim bir köpek almak istiyorsun, gidiyorsun bir pet-shop''a ya da orada barınaklarda çok az sayıda köpek olsa da barınaktan bir köpek alıyorsun ya da eşinin dostunun köpeğinden yavru alıyorsun neden, çünkü orada zaten sokak hayvanı yok, orada sahiplenecek hayvan yok, eğer köpek almak istiyorsan ilgili yerlerden temin ediyorsun ama Türkiye''de, senin sokağında otuz tane sokak hayvanı varken, sen gidip, ithal edip, yavrulatıp köpek alıyorsan bu işte bir adaletsizlik var. Sokak hayvanları kısırlaştırılmalı, bu ne yazıkki kontrollü ve doğru bir şekilde yapılmıyor, bir sokak hayvanı düşünün, bir tane bırakıyorsun on yıl sonra otuz tane oluyor, sokağında bir köpeğe bakabiliyorsun ama otuz tane köpeğe bakamıyorsun, bu hayvanlar açlıktan, eziyetten, kazalardan dolayı ölüyorlar. Bir sokak hayvanının ömrü iki yıl. İnsanlar doğum kontrolünü kendileri yapabilirler ama hayvanlar yapamazR30 Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması ile on beş yılda bu sorun ortadan kalkacak.

Habersizdim: Türkiye''de barınaklar nasıl işliyor?

Gonca Gökçek: İki çeşit barınak var Türkiye''de, birincisi, kontrolü tamamen belediyelere ait olan barınaklardır. Bunlar ihale ile şirketlere veriliyor, o barınağın bütün giderini şirket karşılıyor. Bir de sadece gönüllü sistemi ile çalışan barınaklar var. Yine bunlarda belediyelere ait, örneğin benim gönüllü olduğum Yedikule barınağından bahsedeyim. Devlet sadece temel giderleri karşılıyor, yani elektrik, su, telefonR30 Bunların dışındaki ihtiyaçların tümünü gönüllüler karşılıyor, işletende, yönetende gönüllüR30

Bir belediye, sadece sokak hayvanlarını barındırmakla sorumludur, hiçbir cins hayvanı barındırmakla yükümlü değildir. Yani sen bir hayvanı ithal ettin, getirdin ya da pet-shop''tan aldın ve bakamadığın için barınağa veremezsin. Belediye buna bakmakla yükümlü değildir. Türkiye bence bu konuda çok iyi, hiçbir köpeği sokakta bırakmıyorlar.
Sokak hayvanlarının haklarını biz engelliyoruz, barınak ne demektir, sokak hayvanlarının barındırılması gereken yerlerdir, ama barınaklar ithal, cins köpeklerle dolu, biz pet-shoplardan parayla satın aldığımız köpekleri, bir süre sonra bakamadığımız için barınaklara bırakıyoruz, bu çok yanlış. Örneğin, Yedikule''de üç bin tane hayvan var, bu üç bin hayvanın yüzde sekseni cins köpek, yani parayla alınmış ama insanların sokağa attığı ya da bakmaktan vazgeçtiği köpekler. Siz sokakta hiç kaniş gördünüz mü? Belediyeler bunlara sahip çıkıyor, Yedikule''de sadece kaniş bölümünde yüzlerce kaniş cinsi köpek varR30

Avrupa''da bir barınağa gidip köpek almak istediğinde aylarca sıra bekliyorsun. Çünkü insanlar kendilerini zorunlu hissediyorlar yani bir sosyal sorumlulukta çalışmak zorunlu, hem de insanlar günde bir saat kendi köpeklerini gezdirirlerken oradanda bir köpek alıyorlar, bu şekilde bir toplumsal bilinç oturmuş oluyor.

Çocukların ve gençlerin, zorunlu olarak bir sosyal sorumlulukta çalışması gerekir.

Habersizdim: Ben bu konu da şöyle düşünüyorum Avrupa''nın bir çok yerinde zorunlu askerlik hizmeti yok, eğer askerlik yapmak istemiyorsan aynı sürede başka bir kamu hizmetinde bulunuyorsun. Zaten dünya profesyonel ordulara dönmeye başladı, bizde de böyle bir sistem olursa en azından terör ihtimali olmayan bölgelerde gençlerimiz aylarca boş vakit geçirmez, toplumun ve kamunun ihtiyaçlarını karşılayıp kapatırlar.

Gonca Gökçek: Çok güzel bir sistem olur ama keşke zorunlu olmasa, buda çok yanlış, keşke insanlar gönüllü olarak çalışsalar.

Habersizdim: Köpek almak istediğimiz zaman barınaklara mı gideceğiz? Pet-shop''lara mı?

Gonca Gökçek: Kesinlikle barınaklardan temin edilmesi gerekiyor. Türkiye''de bir pet-shop gerçeği var. Size çok korkunç bir gerçekten bahsedeceğim. Türkiye''de, denetimli ve kuralına uygun işleyen üç tane pet-shop var, bu korkunç bir sayı, yani bu ne demek ben yasal olmayan yollarla hayvan getiriyorum veya yasal olarak getiriyorum, koyuyorum bir kutuya ve aç bırakıyorum, ya da bakamıyorum fakat denetlenmiyor.

Pet-shop gerçeği şöyle bir gerçek insanlar, pet-shoplar''dan hayvan aldıklarında onları kurtardıklarını zannediyorlar, bu çok yanlış, çünkü bu insanlar yani pet-shop''lar tüccar, bu insanlar hayvan sever değil. Daha korkunç olanı pet-shop''tan bir öncesi.

Habersizdim: Pet-shoplar hayvanları kendileri mi üretiyorlar?

Gonca Gökçek: Bir üretim çiftliği var, bu yerde bir kanişi nasıl çoğalttıklarını anlatayım bir kanişi doğutturuyorsunuz, ilaç verip zorla çiftleştirerek, doğduktan sonra emzirme süreleri geçmeden yavrulardan ayırıyorsunuz ve bir daha ilaç vererek tekrar hamile bırakıp doğurtuyorsunuz. Bu hayvanları işkence ile zorla çiftleştiriyorlar. Pet-shop''a gelen bir hayvan çoğunlukla anne sütünden erken kesildiği ve erken satılmak istendiği için genetikleri bozuluyor. Bu iyilik değil, bu insanlar tüccar, pet-shop bir korkunç gerçektir. Bir üretim çiftliğini görmelerini isterim. Kesinlikle bir can ne olursa olsun parayla satılmamalıR30 Çünkü can satılmazR30

Habersizdim: Peki bu vahşeti denetleyen bir kurum yok mu? Pet-shop''lar devlet denetiminde mi?

Gonca Gökçek: Bu konu da kesinlikle bir bakanlığa ihtiyaç var.

Habersizdim: Son olarak, ileride bu konu da neler yapmayı planlıyorsunuz?

Gonca Gökçek: Biz değil, hepimiz bir şeyler yapmalıyız. Yılbaşından sonra Türkiye''deki barınakları keşfedelim turuna başlayacağız.

Bütün bunların dışında barınaklar için insanların yapabileceği çok basit katkılar var. Örneğin, köpeklerin en çok ihtiyacı olduğu şey makarna ve gazete. En ucuz gıda olan makarna biriktirip size en yakın barınağa bırakabilirsiniz ya da gazetelerinizi çöpe atmak yerine onları biriktirip yine size en yakın barınağı internetten bulmanız beş dakika, gidip oraya bırakabilirsiniz. Bunlar, herkesin yapabileceği şeyler, çok zor değil. Markete gittiğinizde, alışverişinizi yaptığınızda, bir paket makarna almanız bile köpekler için çok önemli bir şey. Ben bunu okuyan herkesin bu konu da kendini sorumlu hissedeceğine inanıyorum çünkü insanlar bilmiyorlar, bizim de amacımız bilinçlendirmektir. Çok mu zor gazete biriktirmek ya da makarna almakR30 Herkesten gerekli hassasiyeti bekliyoruz.

İletişim Grubu''na ve Gonca Gökçek''e çok teşekkür ederiz. Eminiz sizler bu söyleşiyi okuduktan sonra şimdiden evinizdeki gazeteleri ve makarnaları biriktirmeye başlayacaksınız.

(e-ha) Hakan Derin


Tüm Yazıları

Haber yorumları - Yorum Yaz
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır... [ ilk yorumu sen yap! ]


Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. İzmir'in haber sitesi İzmir'de bugün sorumlu değildir.